Bir süredir ev taşıma telaşı içerisindeydim.Yükün önemli bir kısmını atlattım ve
fırsat buldukça yeni evde dinlenerek zaman geçirmeye başladım.İnternet dışındaki uğraşı alanımsa televizyon seyretmek ve radyo dinlemek.
İşim ve eğitimim gereği ilgimi TV kanallarında yapılan program türleri çekiyor.TV kanalları hala bıraktığım yerde otluyorlar...
Bir kanal bir format tutturuyor ve peşi sıra çakmaları geliyor; yıllar önce olduğu gibi...Diziler, yarışma programları, kast şirketlerini zengin eden evlilik programları falan filan...
Tabi bütçesi yüklü, prime olarak tabir edilen kanallar için...Bir de daha düşük bütçeli, genelde uydu üzerinden yayın yapan kanallar var.
Onların da formatları birbirinin kopyası.İşte bu kanalların olmazsa olmazıysa başlıkta da gördüğünüz üzere; gezmeli-görmeli, yemeli-içmeli programlar...
Son zamanlarda bu tür programlara oldukça sık rastlar oldum.Bunlar hem düşük bütçeli TV kanallarının hem de yaratıcılık anlamında kısırlık çeken ve tv yöneticilerine tanıdıkları vasıtasıyla ulaşma fırsatı bulan prodüksiyon şirketlerinin can simidi konumunda.Hatta TMSF bir ulusal tv kanalına el koyarsa kanalda ilk bu tarz programlar başlar ve bunlar mutlaka dış yapım olur.
Peki niye?Cevap veriyorum; maliyeti düşüktür, 1 spiker, 1 kameraman ve 1 montajcıyla işi kotarırsın.Genelde metni de spikere yazdırırsın...2 günde çekimi, 1 günde de montajı bitirirsin, prodüksiyon gideri de düşük olur.Belediye başkanı veya gittiğin yerin ensesi kalınlarından biriyle yalakalık kokan bir röportaj yaparsın ve karşılığında ona çökersin böylelikle yemek, şehiriçi ulaşım ve konaklamayı da beleşe getirirsin
Bu programların olmazsa olmazı kendini komik zanneden ve asla komik olamayan bir erkek sunucu veya seksapeli olan bir hanım sunucudur.Erkek olsun kadın olsun bunların ortak yanıysa sempatik görünümleridir.
Bu programların fon müzikleri de çok önemlidir.Ya Anadolu ezgileri ya da son zamanların hareketli hit parçaları kullanılır fonda...Genelde bu parçaların telif bedelleri ödenmez hatta telif ödenmesi gerektiği ekipten kimsenin aklına bile gelmez.
(Hatta şu anda bu türün örneklerinden birine denk gelmiş bulunmaktayım, dün de aynı kanalda başka bir türevi de arz-ı endam etmekteydi)
Ve zurnanın zırt dediği yer; mahalli kıyafetli teyzelere yöresel yemekleri yaptırmak ve onları ballandıra ballandıra yemek.
Çekimler ve montaj genelde rezalettir ama yedirirler...
İşte olay bu...
Bu tür programlardan cukkayı doğrultan ve denklemi çözen yavru yapım şirketleri fuar-festival programlarıyla ekonomi programlarını da potföylerine eklerler.Bunlar hakkında yorum dahi yapamayacağım çünkü bunlar ömür törpüsüdür.
Böylece olmazsa olmaz geleneksel bir Türk TV program formatını irdelemiş olduk. Yazının sonunda Zaytung'tan bir link verir esenlikler dilerim...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder