
Galatasaray tarihindeki en farklı ve sancılı derbi sürecini geçirdi denilebilir.Alınan başarısız sonuçlara, zevk ve ümit vermeyen oyun eklenince Rijkaard topun ağzına gelmişti.Geçtiğimiz hafta kendi sahasında alınan 4-2’lik Ankaragücü mağlubiyetinin ardından beklenen gerçekleşti ve Rijkaard ve ekibiyle yollar ayrıldı.
Oysa büyük umutlarla gelmişti Galatasaray’a…Efsanevi bir futbolculuk kariyeri ve Katalan devi Barcelona’da yaşadığı büyük başarılarla da adından söz ettiren Rijkaard’ın yanına bir başka efsane Neskens’i de alıp Galatasaray’ın başına geçmesi hem Türkiye hem de dünya futbol kamuoyunda şaşkınlık yaratmıştı.Artık Galatasaray’dan çok büyük beklentiler vardı ama beklenen gerçekleşmedi.Rijkaard beklentileri karşılayamadı.Galatasaray’a beklenen futbolu oynatamadı.
Tek forvetli sistemde Baroş elinden geleni yapsa da tek forvetli sistemde karşısında başarılı bir savunma hattıyla karşılaşınca gol yollarında etkisiz kalıyordu, defans hatalarıysa Galatasaray’ın karşılaşmada geri düşmesine ya da galibiyeti koruyamamasına sebep oluyordu.Rijkaard sistem ve taktiksel anlamda maça etki edemiyordu.Oysa takımı çift forvet oynatsa veya pozisyonun ölü kanadındaki oyuncular forvet oyuncusu gibi ceza alanına Baroş’a destek için gelseler Galatasaray’ın aldığı sonuçlarda değişiklik olabilirdi.Küstürülen oyuncular ve yanlış transfer politikası da cabası; örnek gerekirse Nonda’nın gönderilmesi…İşte bu olumsuzluklar Rijkaard’ın sonunu hazırladı.Galatasaray yönetimi baktı ki Rijkaard kendilerinin de başını yakacak Fenerbahçe karşılaşması öncesi Çarşamba günü Rijkaard’la olan sözleşmeyi feshetti.
Sportif direktörlük için Hakan Şükür’ün teknik direktörlük içinse Fatih Terim, Hikmet Karaman, Ersun Yanal ve Hagi’nin ismi geçiyordu ki Hagi ile anlaşıldı.Yardımcısı ise Hagi gibi bir başka efsane olan Tugay Kerimoğlu oldu.Galatasaray’ı derbi öncesindeki haftada Rijkaard, Tugay Kerimoğlu ve Hagi olmak üzere üç ayrı hoca çalıştırdı.
Fenerbahçe tarafındaysa Aykut Kocaman oturmuş bir takıma sahipti.Sezon öncesinde Daum’un görevine son veren Fenerbahçe yönetimi takımın sportif direktörlüğünü üstlenen Aykut Kocaman’a teslim etmişti teknik direktörlük görevini...Aykut Hoca‘nın koltuğu Avrupa’da alınan hezimetlerin ardından sallansa da Fenerbahçe yönetimi hocasının arkasında durdu.Kocaman savunmada yeterli bulmadığı Bilica’nın yerine Yobo, forvet mevkiine de Niang’ı transfer etti.Chelsea’da forma giyen genç oyuncu Stoch ve topu ceza alanından alıp rakip ceza alanına doğrudan götürebilecek bir oyuncu olarak gördüğü Dia’yı da takıma monte etti.Disiplinsizlikleriyle takımda yllardır sorun yaratan Brezilyalı oyuncuları istemediğini belirterek takıma yeni bir yol haritası çizdi.Takımda efsaneleşen Alex’e de yavaş yavaş yol göründüğünü üstü örtülü de olsa belirtiyordu Aykut Kocaman.
Derbi öncesinde iki takımın genel durumu buydu…Galatasaray’da son haftalarda takıma ısınmaya başlayan kırmızı kart cezalısı durumundaki kaleci Ufuk’la birlikte sakatlığı süren futbolcular genç kaptan Arda, Harry Kewell, Aydın ve Baroş forma giyemeyecekti.Fenerbahçe’de ise Özer Hurmacı sakatlığından dolayı forma giyemeyecekti.
Yazılı ve görsel medya tarihte ilk defa Fenerbahçe’yi bu kadar açık favori olarak gösteriyordu.Fenerbahçeliler dejavu sloganıyla yeni bir tarihi fark bekliyorlardı.Fenerbahçe o kadar büyük favoriydi ki; en büyük bahis firması İddaa Fenerbahçe’nin galibiyetine 1.50, beraberliğe 3.40, Galatasaray’ın galibiyetine ise 4.20’lık bir oran veriyordu.Fenerbahçe herhangi bir 2.Lig takımına karşı oynasa da oranlar buna yakın olurdu.
Galatasaraylı taraftarların tek beklentisi Hagi’nin takımı iyi motive etmesiydi.
Galatasaray karşılaşmaya kalede Aykut, Defansta Sabri, Servet, Neill, Hakan Balta; Orta sahada Elano, Cana, Mustafa Sarp, Ayhan; Forvette ise Misimovic ve Pino ile başladı.Fenerbahçe’nin onbiri de kalede Volkan Demirel, Defansta Caner, Lugano, Yobo, Gökhan Gönül; Orta Sahada Stoch, Mehmet Topuz, Emre, Dia Forvette ise Alex ve Niang’tan oluşuyordu.
Galatasaray beklenilenin aksine ofansif bir futbol, takım halinde hücum ve yine takım halinde defans ortaya koyuyordu.Fenerbahçe ise rakibin bu beklenmeyen oyunu karşısında geride kalmayı tercih etti.
Galatasaray’ın özellikle Pino ile bulduğu ciddi pozisyonlara karşı Fenerbahçe daha cılız ataklar gerçekleştirdi.Bunda Galatasaray’ın sert savunması etkili oldu ve karşılaşma 0-0’lık bir sonuçla berabere sona erdi.Sahada güzel bir futbol vardı ve tek eksik goldü.
Karşılaşmada geçtiğimiz yılların aksine olaylar çıkmadı, futbolculara ve hakemlere yabancı cisimler atılmadı.Sadece bol küfürlü tezahüratlar vardı ki önümüzdeki derbide inşallah o da olmaz.Bu arada atlanmaması gereken bir başka konu da statta yerini alan az sayıdaki Galatasaray taraftarının sesinin kendisinden 20 kat fazla olan Fenerbahçe taraftarından çok çıkmasıydı.
Karşılaşmanın ardından anlamış olduk ki büyük maçların favorisi olmaz.Takımlardan biri ne kadar kötü bir dönem geçiriyor olursa olsun böyle sayılı derbilerde motivasyon faktörü çok etkili oluyor.
Ligimizde oynadığımız bu önemli karşılaşmalar yediden yetmişe hepimizi heyecanlandırıyor ama yetmez…İki takımın seyircilerini de ligimiz kesmiyor artık..Seneye Avrupa kupalarında da dişe diş mücadele ve başarı istiyorlar…Annemizin ligi bize yetmiyor bilesiniz…