Hoşgeldin Ziyaretçi...

Hoşgeldin Ziyaretçi...Öncelikle bu blogun belli bir konusu ve konsepti yoktur.Aklıma gelenleri konu ayrımı yapmaksızın, aylaklığı atlatıp yazabilirsem buraya eklerim.Dolayısıyla karmakarışık bir "blog"tur görmekte olduğun...

25 Ağustos 2011 Perşembe

ŞİKE SÜRECİ VE CEVAP BULAMAYAN SORULAR…


Haftalardır şike muhabbeti yapıyoruz.Önce operasyonlar yapıldı, yöneticiler, teknik adamlar, futbolcular gözaltına alındı, içlerinden birçoğu tutuklandı.
Gözler Fenerbahçe’ye çevrildi; şampiyonluğu geri alınacak mı, Şampiyonlar Liginden ihraç edilecek mi?Hatta Aziz Yıldırım’ın tutuklanma nedeninin siyasi olduğu da sosyal paylaşım sitelerinde kulaktan kulağa aktarılıyordu.Oysa Beşiktaş ve Trabzonspor’da zan altındaydı.
TFF’nin kısa sürede bir karar vermesi, lig başlamadan muammaların ortadan kalkması, Avrupa kupalarına gidecek, varsa küme düşürülecek  takımların ona göre hazırlıklarını yapması, bütçelerini düzenlemeleri gerekiyordu.
Krizin ilk günlerinde Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor, Sivasspor ve sonrasında da Mersin İ. Yurdu’nun küme düşürüleceği medya vasıtasıyla dillendiriliyordu.
Aradan geçen süre zarfında TFF olayların soğumasını bekledi.Kendisi de Fenerbahçeli olan ve Aziz Yıldırım tarafından başkan seçtirilen M.A.Aydınlar; şike soruşturmaları devam eden kulüplerin suçlu oldukları netleşse bile hiçbir takımı küme düşürmeyip, göstermelik cezalarla olayları yatıştıracak gibi bir yol izliyordu ki büyük ihtimalle öyle olacaktı lakin UEFA, TFF’yi sıkıştırmaya başlayınca TFF kararı açıklayacağı tarihi belirledi.
Zamanı gelince yapılan açıklamada ellerinde karar vermeye yetecek kadar belge olmadığını açıklayan Aydınlar, topu PFDK’ye attı.TFF’de olmayan belgeler mi vardı acaba PFDK’de?Elbette yoktu ama bu işte de bir mantıksızlık vardı.Krizi iyi yönetemeyen ve kimseyi kızdırmadan şu günleri atlatayım modundaki Aydınlar, kurt gazeteci Kemal Belgin’in sağlam kroşesiyle de abandone oldu.
UEFA, TFF’yi en kısa zamanda bir karar vermesi için iyice sıkıştırmaya başlamıştı ama TFF henüz bir karar açıklamaya cesaret edemiyordu.Sonunda UEFA, TFF’ye Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Liginden men etmesini emretti.Emretti, kararı kendisi almadı çünkü Fenerbahçe temiz olduğunu ispatlarsa UEFA Fenerbahçe’ye hem kaybedilen haklarını teslim etmek hem de tazminat ödemek zorunda kalacaktı.
Netice itibariyle Fenerbahçe Şampiyonlar Liginden men edildi.UEFA, Trabzonspor’un Şampiyonlar Ligi gruplarına katılmasına karar verdi.

Bu karar akıllara bazı sorular getiriyor; Fenerbahçe Şampiyonlar Liginden men edilirken aynı soruşturmada adları geçen Trabzonspor ve Beşiktaş Avrupa’da yollarına nasıl devam edebiliyor?Fenerbahçe, Şampiyonlar Liginden men ediliyorsa suçludur, o zaman şampiyonluğunun da elinden alınması ve küme düşürülmesi gerekmiyor mu?Şampiyonlar Ligi gruplarına katılma hakkı Fenerbahçe’den alınıp Trabzonspor’a veriliyorsa bu şampiyonluğun da Trabzonspor’a verilmesi alt mesajını taşımıyor mu?Birileri resmi olarak mevzuyla ilgili karar mekanizması olsa da verilecek kararlar kamuoyunu tatmin eder mi?Krizi yönetemeyen, yönetmek bir tarafa tutarlı hiçbir yanı bulunmayan TFF yönetimi istifa eder mi?Sorular daha uzar gider…Mehmet Ali Aydınlar dönemi Türk futbol tarihinin karanlık çağı olarak tarihe not edilir, Türk futbolunun zedelenen imajını temizlemek yıllar sürer…

21 Ağustos 2011 Pazar

GEZMELİ-GÖRMELİ, YEMELİ-İÇMELİ TV PROGRAMLARI


Bir süredir ev taşıma telaşı içerisindeydim.Yükün önemli bir kısmını atlattım ve 
fırsat buldukça yeni evde dinlenerek zaman geçirmeye başladım.İnternet dışındaki uğraşı alanımsa televizyon seyretmek ve radyo dinlemek.
İşim ve eğitimim gereği ilgimi TV kanallarında yapılan program türleri çekiyor.TV kanalları hala bıraktığım yerde otluyorlar...
Bir kanal bir format tutturuyor ve peşi sıra çakmaları geliyor; yıllar önce olduğu gibi...Diziler, yarışma programları, kast şirketlerini zengin eden evlilik programları falan filan...
Tabi bütçesi yüklü, prime olarak tabir edilen kanallar için...Bir de daha düşük bütçeli, genelde uydu üzerinden yayın yapan kanallar var.
Onların da formatları birbirinin kopyası.İşte bu kanalların olmazsa olmazıysa başlıkta da gördüğünüz üzere; gezmeli-görmeli, yemeli-içmeli programlar...
Son zamanlarda bu tür programlara oldukça sık rastlar oldum.Bunlar hem düşük bütçeli TV kanallarının hem de yaratıcılık anlamında kısırlık çeken ve tv yöneticilerine tanıdıkları vasıtasıyla ulaşma fırsatı bulan prodüksiyon şirketlerinin can simidi konumunda.Hatta TMSF bir ulusal tv kanalına el koyarsa kanalda ilk bu tarz programlar başlar ve bunlar mutlaka dış yapım olur.
Peki niye?Cevap veriyorum; maliyeti düşüktür, 1 spiker, 1 kameraman ve 1 montajcıyla işi kotarırsın.Genelde metni de spikere yazdırırsın...2 günde çekimi, 1 günde de montajı bitirirsin, prodüksiyon gideri de düşük olur.Belediye başkanı veya gittiğin yerin ensesi kalınlarından biriyle yalakalık kokan bir röportaj yaparsın ve karşılığında ona çökersin böylelikle yemek, şehiriçi ulaşım ve konaklamayı da beleşe getirirsin
Bu programların olmazsa olmazı kendini komik zanneden ve asla komik olamayan bir erkek sunucu veya seksapeli olan bir hanım sunucudur.Erkek olsun kadın olsun bunların ortak yanıysa sempatik görünümleridir.
Bu programların fon müzikleri de çok önemlidir.Ya Anadolu ezgileri ya da son zamanların hareketli hit parçaları kullanılır fonda...Genelde bu parçaların telif bedelleri ödenmez hatta telif ödenmesi gerektiği ekipten kimsenin aklına bile gelmez.
(Hatta şu anda bu türün örneklerinden birine denk gelmiş bulunmaktayım, dün de aynı kanalda başka bir türevi de arz-ı endam etmekteydi)
Ve zurnanın zırt dediği yer; mahalli kıyafetli teyzelere yöresel yemekleri yaptırmak ve onları ballandıra ballandıra yemek.
Çekimler ve montaj genelde rezalettir ama yedirirler...
İşte olay bu...
Bu tür programlardan cukkayı doğrultan ve denklemi çözen yavru yapım şirketleri fuar-festival programlarıyla ekonomi programlarını da potföylerine eklerler.Bunlar hakkında yorum dahi yapamayacağım çünkü bunlar ömür törpüsüdür.
Böylece olmazsa olmaz geleneksel bir Türk TV program formatını irdelemiş olduk. Yazının sonunda Zaytung'tan bir link verir esenlikler dilerim...
                                        http://www.zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=30774