Hoşgeldin Ziyaretçi...

Hoşgeldin Ziyaretçi...Öncelikle bu blogun belli bir konusu ve konsepti yoktur.Aklıma gelenleri konu ayrımı yapmaksızın, aylaklığı atlatıp yazabilirsem buraya eklerim.Dolayısıyla karmakarışık bir "blog"tur görmekte olduğun...

15 Mart 2012 Perşembe

İletişimciler Klavye Başına...



Birkaç arkadaşla birlikte 20 Mart 2012-Salı günü Twitter’da iletişim fakültesi mezunları ve öğrencilerinin; #iletisimmezunlari hashtagı altında yaşadıkları sorunları, çözüm önerilerini, düşüncelerini ve taleplerini yazarak katılabilecekleri küçük bir faaliyet organize ediyoruz. 

İletişimcilerin bir araya gelerek yapacağı ilk hareket olması nedeniyle çok fazla tebrik ve teşekkür mesajı aldık ki ben de desteklerinden dolayı kendilerine teşekkür ediyorum.”Sesimizi sokakta yükseltmeliyiz, yapmaya çalıştığınız çok pasif bir eylem”, “boş işlerle uğraşıyorsunuz, böyle hiçbir şey elde edemezsiniz” tarzı eleştirilere de maruz kaldık.Dalga geçenler de oldu… 

Birlikte yola çıktığımız diğer arkadaşları bilemem ama ben yapıcı olan her türlü eleştiriye, önerilere ve alternatif planlara açığım ama hiçbir düşüncesi ve önerisi olmadan sadece eleştirenlere de söyleyecek söz bulamıyorum. 

Elbette evimiz ya da işyerimizde oturup birkaç tweet atınca sorunlarımız çözülmeyecek ve ayın 21’inde bambaşka bir dünyaya uyanmayacağız, bunun farkındayız…Amacımız mümkün olduğu kadar çok sayıda iletişimcinin #iletisimmezunlari hashtagı altında yaşadıkları ve yaşamakta oldukları sorunları, çözüm önerilerini, konuyla ilgili düşüncelerini ve siyasilerden, bürokratlardan, medya yöneticilerinden taleplerini yazarak #iletisimmezunlari hashtagının trend topic yani günün en çok konuşulan 10 konusundan biri olması… 

Bunu başarabilirsek en azından 6.5 milyon Türk twitter kullanıcısının ve twitter kullanan (ki sayıları azımsanamayacak kadar fazla) siyasilerin, bürokratların, medya kuruluşlarının yöneticilerinin, televizyoncuların ve köşe yazarlarının sorunlarımız ve isteklerimizden haberdar olmalarını sağlamış olacağız. 

Sadece farkındalık yaratmış olmayacak, yeni ve daha etkili çalışmaların temelini atmış olacağız.(Şunu atlamamak gerekiyor ki bugün Türkiye’nin gündeminde “Atanamayan Öğretmenler” diye bir sorun olduğunu biliyorsak, tatmin edici olmasa son dönemlerde öğretmen atamaları yapıldıysa, bu; atanamayan öğretmenlerin sosyal medyayı organize bir şekilde kullanmalarının sonucudur.) 

Başarısız olmamız durumundaysa güçsüzlüğümüzü kabul ederek tekrar sessizliğe bürüneceğiz.Mevcut işsiz arkadaşlarımız iş bulamadıkları için başka sektörlere yönelmeye, nasıl olsa bu gitse bedavaya çalışacak yeni bir iletişimci buluruz mantığıyla hareket eden fırsatçı sahipleri olan ajans, Tv, gazete ve sektörel dergilerde bir gün kadroya alınır mıyım umuduyla aylarca hatta yıllarca sömürülmeye devam edeceğiz (ki benim bu anlamda tuzum kuru, ben sadece iletişim fakültelerinin ve iletişim fakültesi mezunlarının itibar kazanmasının peşindeyim)… 

Ya birlikte yürüyeceğiz bu yolda ya da birlikte susacağız.Bu bağlamda dalga geçenler de dahil tüm iletişimcilerin 20 Mart’ta desteğini bekliyorum… 

A.DİNÇAY

9 Ocak 2012 Pazartesi

Ermeni Soykırımı Hipotezi ve Ağzı olup Konuşanlar...

   Mevzu pek uzmanlık alanıma girmediği için uzun uzun yazmaya gerek yok, kısa keseyim Aydın havası olsun…
Yıllardır ABD, Kanada, Fransa, Uruguay dahil birçok ülke Osmanlı Devleti’nin o dönem Osmanlı sınırları içerisinde yaşamakta olan Ermenilere soykırım uyguladığını kabul etti.Birçok ülke de sırada…
   Hatta Fransa abartıp soykırımı reddetmenin suç olacağı bir kanun taslağı hazırladı.Tasarı 22 Aralık günü Fransız Ulusal Meclisi'nden geçti ve bir değişiklik olmazsa bu ay içerisinde senatoda oylanacak. Ermeni soykırımı iddialarını inkâr edenlere bir yıla kadar hapis ve 45.000 Euro para cezası verilmesi öngörülüyor hem de düşünce özgürlüğü hiçe sayılarak...
   Türkiye’de de “aydın” olarak nitelendirilen birçok ünlüye göre de soykırımla yüzleşmek gerekiyor.
   Onlar dışında başta ulusalcılar olmak üzere ideolojisi fark etmeksizin Türkiye’nin önemli bir bölümü ve TBMM’de BDP dışındaki partiler Fransa’ya sert tepki gösterdiler, gösterdiler de arkadaş perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.Ermeniler yıllardır sistemli bir şekilde çalışıyorlar oysa Türk Tarih Kurumu Ermeni Araştırmaları Masası Başkanı Kemal Çiçek’in de belirttiği gibi  Türkiye'nin Ermeni meselesinde resmî bir tezi bulunmamaktadır.
   Televizyonlarda, gazetelerde ve sosyal ağlarda Ermenilere soykırım uyguladık özür dileyelim diyenlerle onlar tehcir sırasında  savaş koşulları, hastalıklar, iklim, bölgedeki çete ve aşiretlerin saldırıları sonucunda hayatlarını kaybetmiştir, Ermeni soykırımı kocaman bir yalandır diyenler günlerce konuştular, konuştular, konuştular…
   Ve Allahın aklıbaşında bir kulu da çıkıp “vay arkadaş ne Fransız parlamenterler ne de biz tarihçiyiz, niye haybeye konuşup duruyoruz” demedi…
   Ve yazanın görüşü; vazifeyi uzmanına teslim etmek lazım.Yapılması gereken çok zor değil; Türkiye’nin ve dünyanın güvenilir tarihçilerinden bir komisyon oluşturursun, açarsın bütün arşivleri, Ermenileri de ellerinde belge varsa açıklamaya davet edersin ak koyun kara koyun belli olur.
   Velhasıl tarihçi bilim insanları dışında televizyonda, radyoda orada burada Ermeni soykırımı hipotezi hakkında nefesini harcayanlar abesle iştigal etmektedirler, kendilerine itibar etmeyiniz…
   Saygılar...